Doğu Akdeniz'in Jeoekonomik Önemi ve Türkiye
Yakın geçmişte Mısır ve İsrail, geniş rezervler keşfetmişlerdir. Doğu Akdeniz’de gerçekleşen bu doğal gaz keşifleri bölgenin petrol ve doğal gaz bakımından zengin kaynaklara sahip olduğunu ortaya koymuştur. Keşfedilen bu kaynaklar Doğu Akdeniz'i uluslararası doğal gaz sektörünün dikkatini çeken ve jeopolitik açıdan bir kez daha odaklanılması gereken bölgelerden biri pozisyonuna sokmaktadır. Bu alanda yaşanmakta olan gelişmelerin Doğu Akdeniz havzasındaki bölgesel ve hatta küresel dinamikleri de ciddi manada değiştirmesi mümkün görünmektedir.
Çıkarılacak olan kaynakları bölge devletlerinin, doğalgaz ticaretinde ihracat yapan devlet olmalarının yolunu açma fırsatı sunacaktır ve bunun sonucu olarak bu durum bölgedeki güç dengelerini şekillendirmeye başlamaktadır.
Ortaya çıkan bu koşullar Türkiye’yi son derece ilgilendirmektedir. Nihayetinde var olduğu tahmin edilen doğalgaz kaynaklarının çapı düşünüldüğünde Doğu Akdeniz yalnızca doğal gaz transferi konularında önemli bir kavşak olarak kalmayacak, bununla beraber bölgeyi bir doğal gaz üssü haline getirecektir. Bu durum Doğu Akdeniz’deki bu yataklarının paylaşılması sorunsalını da beraberinde getirecektir.
Sadece ekonomik sonuçlar meydana getirmeyecek olan gelişmeleri ekonomik, siyasi, hukuki ve askeri kapsamları ile de göz önünde tutmak gerekmektedir. Türkiye'nin GKRY’nin doğal gaz araştırmasını engellemeye karar vermesiyle, bölge sularında saklı olan zenginliklere erişim bir takım güçlüklerle karşılaşmıştır. K.K.T.C.’yi destekleyen Türkiye, Kıbrıs'ın deniz bölgesinin bir kısmının Türkiye'ye veya K.K.T.C.’ye ait olduğunu hukuki temelde iddia etmektedir.
Küreselleşme sürecinde ülkelerin ekonomik açıdan birbirine bağımlı hale gelmesi devletler arasında yaşanan güç mücadelesinde önemli bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Jeoekonomi, bu dönüşümde devletlerin ticari bağlarına odaklanan ve bu bağ neticesinde edinilen ekonomik güç ilişkilerini açıklayan bir kavram olarak öne çıkmaktadır. Doğal gaz ticareti günümüzde küresel güçler ile diğer devletler arasında ekonomik bağımlılığın yaşandığı ve dolayısıyla devletlerin güç ilişkilerinde belirleyici olan önemli bir alandır.
Doğu Akdeniz’in küresel bir sorun haline gelmesinde kuşkusuz jeopolitik ve tarihsel stratejilerin etkisi olduğu gibi bölgedeki hidrokarbon kaynaklarının keşfi de önemli bir yer tutmaktadır. Diğer taraftan, Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan ve bölgenin önemli bir aktörü olan Türkiye, bölgenin küresel sorun haline gelmesinden etkilenmiş ve bölgede rol alan diğer ülkelerin geliştirdiği politikalarla adeta dışlanmak istenmiştir. Bölgede keşfi kanıtlanmış rezervlerin miktarı dünya geneline oranla oldukça düşük kalmasına ve küresel ticarette kayda değer oranda payı olmamasına rağmen birçok devlet jeoekonomik ve jeopolitik stratejiler çerçevesinde bölgedeki gelişmelerde etkili olmaktadır.
AB’nin bölgedeki jeoekonomik stratejisini doğal gaz tedariğinde kaynak çeşitliliği sağlayarak Rusya’ya olan bağımlılığını ortadan kaldırma isteği belirlemektedir. Doğu Akdeniz’in doğal gaz koridoru olma potansiyeli de AB’nin Orta Doğu’daki hidrokarbon alternatiflerine ulaşması açısından önemlidir. Diğer taraftan, rezervlerin keşfedilmesini takiben AB bölgedeki gelişmelerde doğrudan GKRY’nin tarafında yer almış; Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü hidrokarbon araştırma faaliyetlerinin ve Libya ile imzaladığı MEB anlaşmasının karşısında yer almıştır.
Doğu Akdeniz’de yaşanan güncel gelişmeler, bölgeye en uzun kıyısı olan Türkiye’yi doğrudan etkiler niteliktedir. Jeoekonomik perspektiften bakıldığında, Türkiye açısından Doğu Akdeniz’in önemi doğal gaz'da dışa bağımlılık, doğal gaz güvenliği ve bölgesel güç olma hedefi çerçevesinde ele alınabilir. Doğal gaz temininde %70 oranında dışa bağlı olan Türkiye, doğal gaz tedarikinde ise %90 oranda dışa bağımlı durumdadır.
Karadeniz’de yapılan keşiflerin yanı sıra Doğu Akdeniz’in yüksek doğal gaz potansiyelinin gelecek yıllarda Türkiye ekonomisi üzerinde olumlu etkiler yapacağı açıktır. Nitekim bu potansiyeli değerlendirmek ve Doğu Akdeniz’deki rekabette pay sahibi olmak isteyen Türkiye, araştırma ve sondaj faaliyetlerini gerçekleştirmek için yeni gemileri envanterine dahil etmiş, saha araştırmalarına ve sondajlara başlamıştır.
Küresel dönemde devletler arasındaki güç mücadelesinin ticari ilişkiler yoluyla ekonomik güç mücadelesine dönüştüğünü vurgulayan Jeoekonomik yaklaşım, dünyanın birçok bölgesinde yaşanan gelişmelerin anlaşılmasında yeni bir bakış açısı sunmaktadır.
Rezervlerinin %70’ten fazlası Orta Doğu ve Avrasya bölgelerinde bulunan doğal gaz küresel ticarette ekonomik bağımlılığı ortaya çıkaran ve ülkelerin ekonomi-politik stratejilerini belirleyen önemli bir kaynak niteliğindedir. Doğal gaz ticaretine ilişkin veriler göz önüne alındığında, küresel güçler doğal gaz ticaretinde arz açısından belirleyici konumda yer alırken, gelişmiş ve gelişen ekonomilere sahip ülkeler ise talep ve tüketim değerleri açısından öne çıkmaktadır. Bu nedenle, yaşanan jeoekonomik dönüşüm ve güncel gelişmeler çerçevesinde yeni keşfedilen doğal gaz kaynakları üzerinde söz sahibi olma hedefi, devletler arasında yeni bir jeoekonomik rekabet alanını ortaya çıkarmıştır. Özellikle 2000’li yıllardan sonra yapılan keşiflerle değerli rezervlere sahip olduğu anlaşılan Doğu Akdeniz bölgesi, bu jeoekonomik rekabetin yaşandığı bir bölge olarak önem kazanmıştır.
Doğu Akdeniz’de son dönemde keşfedilen hidrokarbon kaynakları, bölgenin jeopolitik öneminin yanına jeoekonomik önemini de eklemiştir. Rezerv itibariyle bir karşılaştırma yapmak gerekirse, dünya genelinde 188 trilyon metreküp civarında doğal gaz rezervi bulunmaktadır. Doğu Akdeniz’de son 23 yılda keşfedilen rezervlerin miktarı ise 3.5 trilyon metreküptür. Dolayısıyla, dünya geneline kıyasla bölgedeki rezervlerin düşük olduğu ifade edilebilir. Ancak, Norveç örneğinde görüldüğü gibi rezervler düşük olduğunda bile doğal gaz ticaretinde önemli bir pay almak mümkündür. Bu minvalde, gelecek yıllarda bu miktarın 20/30 trilyon metreküpü aşacağı öngörüsüyle beraber devletlerin ticari ilişkilerindeki bağımlılığa karşı alternatif arayışı bölgenin jeoekonomik önemini artıracağı söylenebilir.
Türkiye açısından değerlendirildiğinde, Doğu Akdeniz’in jeoekonomik önemi enerji güvenliği, doğal gaz tedarikinde yaşanan enerji bağımlılığı ve bölgesel güç ilişkilerinde kendisini göstermektedir. Her ne kadar Türkiye, bölgede gerçekleştirdiği doğal gaz arama faaliyetlerinden sonuç alamasa da bölgedeki kaynaklar üzerinde rol sahibi olması, Türkiye’nin jeoekonomik etkisini artıracaktır. Nitekim, kıta sahanlığı itibariyle Doğu Akdeniz’in orta kısmında önemli bir yetki alanına sahip olan Türkiye, stratejik açıdan kaynakların transferi, ticareti ve çıkarılmasında önemli bir konuma sahiptir.
Sonuç olarak, Jeoekonomi kavramına getirilen tanımlar çerçevesinde temel olarak doğal gaz kaynak çeşitliliğinin sağlanması yoluyla ulusal güvenliğe katkıda bulunması, ticari bağımlılığın azaltılması ve doğal gaz kaynaklarının transferinde söz sahibi olarak bölgede oluşacak ticari denklemde yer alması Doğu Akdeniz’i jeoekonomik perspektifle Türkiye açısından önemli kılmaktadır.
Comments
Post a Comment