Posts

İran Doğalgaz Sözleşmesi Son Tarihiyle Karşı Karşıya

Türkiye, LNG'ye Yöneliş Hız Kazanırken Temmuz Ayı İran Doğalgaz Sözleşmesi Son Tarihiyle Karşı Karşıya İran ile olan sözleşmesinin sona ermesine yaklaşırken, Ankara LNG anlaşmaları, yukarı yönlü genişleme ve Karadeniz'deki artan üretimden elde ettiği yeni pazarlık gücüyle görüşmelere giriyor. Türkiye, doğalgaz konusunda önemli bir yaz kararına doğru ilerliyor. İran ile uzun süredir devam eden tedarik sözleşmesi Temmuz ayı sonunda sona eriyor ve bu kez soru artık Ankara'nın bu anlaşmaya dokunmayı göze alıp alamayacağı değil. Soru, Ankara'nın İran doğalgazını eskiden olduğu gibi enerji sisteminin sabit bir direği olarak görmeye devam etmesi gerekip gerekmediği. Yirmi yılı aşkın bir süredir İran hattı, Türkiye'nin arz güvenliğinin arka plan mimarisinin bir parçasıydı. Bu durum artık aynı şekilde geçerli değil. Görüşmeler devam ediyor, ancak sözleşmenin eski varsayımlara dayanarak basitçe yenileneceğine dair net bir işaret yok. Daha geniş enerji tablosu bunun için çok f...

Türkiye, Somali'de açık deniz sondaj aşamasına geçti.

Türkiye, Somali'de açık deniz sondaj aşamasına geçti. Türk yetkililer tarafından "tarihi görev" olarak tanımlanan sondaj çalışması, Türkiye'nin ilk kez kendi karasuları dışında bir yerde arama yapıyor olması açısından büyük önem taşıyor. Mogadişu'da 10 Nisan'da yapılan karşılama töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da, Çağrı Bey'in Türkiye'nin yurt dışındaki ilk derin deniz sondajını Somali'de gerçekleştireceğine işaret etti. Çağrı Bey ile başlatılacak süreç, Türkiye-Somali arasında son 15 yılda gelişen ilişkilerin başka bir düzeye taşınması ve Türkiye'nin Afrika açılımının kapsamının genişlemesi açısından da önemli görünüyor. Çağrı Bey sondaj gemisi, 53 günlük bir yolculuğun ardından Somali sularına ulaştı ve Mogadişu'nun yaklaşık 372 kilometre açıklarında bulunan CURAD-1 kuyusunda birkaç gün içinde sondaj çalışmalarına başlaması bekleniyor. Operasyonlar, 3.495 metre derinlikte gerçekleştirilecek ve sondaj...

İran savaşı Avrupa ekonomisini vurdu

SOCAR ve BOTAŞ, Avrupa Güney Koridoruna Güvenirken TANAP Akışları Hakkında Sessiz Kalıyor Hürmüz Boğazı kapandığından beri hiçbir operatör, Avrupa alıcılarını Körfez LNG'sine tek kara yolu alternatifi olan akışlarla ilgili doğrulanmış rakamlardan mahrum bırakarak, veri yayınlamadı. Geriye Kalan Tek Kara Yolu 28 Şubat 2026'da Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, İran'a eşgüdümlü saldırılar düzenledi. Tahran, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak ve Körfez genelindeki enerji altyapısına saldırarak karşılık verdi. Katar, Mart ayı başlarında İran'ın Ras Laffan ve Mesaieed sanayi şehirlerine düzenlediği saldırıların ardından tüm LNG ihracatında mücbir sebep ilan etti. Avrupa doğal gaz vadeli işlemleri, çatışmanın ilk haftasında yaklaşık %30 arttı. Güney Gaz Koridoru, AB'ye Rus olmayan, Körfez dışı gaz sağlayan tek büyük kara yolu haline geldi. Koridor üç bölümden oluşuyor: Güney Kafkasya Boru Hattı, Azerbaycan'ın Şah Deniz sahasından Türkiye sınırına gaz taşıyor. TANAP (T...

Türkiye'nin Gaz Çeşitlendirme Stratejisi ve LNG'nin Artan Payı

2017 yılında Milli Enerji ve Madencilik Politikası'nın kabul edilmesinden bu yana Türkiye, doğal gaz arz mimarisinde bir paradigma değişikliği gerçekleştirerek, katı, boru hattına bağımlı bir ithalatçıdan esnek, çeşitlendirilmiş bölgesel bir enerji aktörüne dönüşmüştür. Bu dönüşüm, ithalat altyapısının yalnızca boru hatlarına bağımlılıktan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) yeniden gazlaştırma kapasitesinin agresif bir şekilde genişletilmesine yönelik stratejik bir çeşitlendirme ile desteklenmiştir. Bu stratejinin temel direklerinden biri, Türkiye'nin günlük giriş kapasitesini kış aylarındaki en yüksek talep seviyelerinin ötesine hızla artırmasına olanak tanıyan yüzer depolama ve yeniden gazlaştırma ünitelerinin (FSRU) konuşlandırılması olmuştur. 2025 yılına kadar ülkenin yeniden gazlaştırma kapasitesi, 2016 öncesi seviyeleri olan 37 milyon metreküpe (mcm) kıyasla yaklaşık beş kat artarak 150 milyon metreküpe ulaşmıştır. Bu altyapı yedekliliği sadece bir güvenlik tamponu değildir;...

Euractiv'in Kıbrıs-İran Raporu ve Eksik Temelleri..

Gölgeler Üzerine Kurulmuş Bir Hikaye: Euractiv'in Kıbrıs-İran Raporu ve Eksik Temelleri... Euractiv, 3 Mart 2026'da Sarantis Michalopoulos tarafından hazırlanan ve Kuzey Kıbrıs'ta 10.000'den fazla rejim yanlısı İranlının yaşadığını, bu kişilerin terörizm riski oluşturduğunu ve Kıbrıs'ın Tahran ile doğrudan teması olmayan bağımsız hücrelerden "kaotik" saldırılardan korktuğunu iddia eden bir rapor yayınladı. Haber geniş çapta yayıldı. Özellikle Euractiv'in kendisinin bu raporun karşılamadığı bir standarda bağlı kalması nedeniyle, bu raporun incelenmesi gerekiyor. "Güvenilirlik İçin Altın Standart" 2023 yılında Euractiv, projenin kendi ifadesiyle "medyada güvenilirlik ve şeffaflık için altın standart"ı temsil eden sekiz Güven Göstergesine uyan küresel bir haber kuruluşları ağı olan The Trust Project'e katıldı. Göstergeler, referanslar, yöntemler ve en iyi uygulamalar konusunda net standartlar içeriyor. Euractiv, üyeliğini "şef...

Doğu Akdeniz'in Jeoekonomik Önemi ve Türkiye

Yakın geçmişte Mısır ve İsrail, geniş rezervler keşfetmişlerdir. Doğu Akdeniz’de gerçekleşen bu doğal gaz keşifleri bölgenin petrol ve doğal gaz bakımından zengin kaynaklara sahip olduğunu ortaya koymuştur. Keşfedilen bu kaynaklar Doğu Akdeniz'i uluslararası doğal gaz sektörünün dikkatini çeken ve jeopolitik açıdan bir kez daha odaklanılması gereken bölgelerden biri pozisyonuna sokmaktadır. Bu alanda yaşanmakta olan gelişmelerin Doğu Akdeniz havzasındaki bölgesel ve hatta küresel dinamikleri de ciddi manada değiştirmesi mümkün görünmektedir. Çıkarılacak olan kaynakları bölge devletlerinin, doğalgaz ticaretinde ihracat yapan devlet olmalarının yolunu açma fırsatı sunacaktır ve bunun sonucu olarak bu durum bölgedeki güç dengelerini şekillendirmeye başlamaktadır. Ortaya çıkan bu koşullar Türkiye’yi son derece ilgilendirmektedir. Nihayetinde var olduğu tahmin edilen doğalgaz kaynaklarının çapı düşünüldüğünde Doğu Akdeniz yalnızca doğal gaz transferi konularında önem...

Ege Denizi’nde Kıta Sahanlığının Sınırlandırılması

Kıta sahanlığı sınırlandırmasında Yunanistan’ın iddialarının aksine, eşit uzaklığın uygulanması zorunlu bir ilke olmadığı, buna karşın hakkaniyet ilkelerinin ise sınırlandırmalara uygulanmasının gerektiği belirtilmelidir. Bu sebeple, Ege Denizi’ndeki sınırlandırma, ister ikili anlaşma yoluyla isterse de bir uluslararası mahkemeler tarafından yapılsın, hakkaniyet ilkeleri göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir çözüm sağlamak amacıyla yapılmalıdır. Bu bağlamda Türkiye, Ege Denizi gibi yarı kapalı denizlerde karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeye dair genel kuralların uygulanmayacağını en başından beridir ısrarlı bir şekilde vurgulamakta ve hakkaniyet ilkelerine dayanan bir anlaşma yoluyla sınırlandırmanın yapılması gerektiğini savunmaktadır. Bu sebeple 1982 tarihli BMDHS’nin hak kaynağına ilişkin hükümleri örf ve âdet niteliğini kazansa da, en başından beridir ısrarlı itirazcı olan Türkiye’ye karşı ileri sürülemeyecektir Coğrafyanın Üstünlüğü İlkesi  Kıta s...