Posts

DOĞU AKDENİZ JEOPOLİTİĞİNİN ANAHTARI: DOĞAL GAZ GÜVENLİĞİ VE İŞBİRLİĞİ

Doğu Akdeniz bölgesi yüksek jeopolitik öneme sahiptir. Doğu Akdeniz'e kıyısı olan devletler, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre Akdeniz havzasında bulunan petrol rezervlerinde söz sahibidir.Ayrıca, Birleşik Krallık, Kıbrıs'taki Ağrotur ve Dikelya üslerinin egemen toprak statüsü nedeniyle Doğu Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler arasındadır. Bugün, Doğu Akdeniz'deki yargı yetki alanlarının ve doğalgaz kaynaklarının kullanımıyla ilgili anlaşmazlıklara yol açan ilk adım, Avrupa Birliği'nin desteğiyle ve Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bölgedeki haklarını göz ardı ederek, Rum Yönetimi'nin 21 Mart 2003'ten itibaren geçerli olmak üzere tek taraflı olarak Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmesidir. Ege Denizi kadar önemli olmasa da, Doğu Akdeniz'deki denizcilik yetki alanı sorunu hızla tırmanıyor ve farklı bölgesel ülkeleri içeren yeni bir anlaşmazlık olarak şekilleniyor. Türkiye, Mısır ve Lübnan'ın Güney Kıbrıs ile ilişkiler ge...

KIBRIS DOĞAL GAZI: Exxon Mobil Balonu

Image
GÜNEY KIBRIS DOĞAL GAZI DOĞU AKDENİZ JEOPOLİTİK KURGUSUNDA GÜZEL HAVUÇ AMA YA GERÇEKLER? Exxon Mobil Başkan Yardımcısı John Ardill, Doğu Akdeniz’de Exxon Mobil'in 10 numaralı blokta doğal gaz üretimine "her şey yolunda giderse" 2030-2035 yılları arasında başlamayı hedeflediğini söyledi. Ardill, Rum Başkan Nikos Christodulides ile yaptığı görüşmenin ardından açıklama yaptı; 10 numaralı bloklardaki toplam rezerv miktarının 6 ila 9 trilyon kübik feet arasında olduğunun tahmin edildiğini kaydetti. ANLAMI: Bu, 2030 yılında, 10 numaralı bloğun ticari olarak uygulanabilirliğini kanıtlamak ve belirlemek için doğrulama sondajının başlayacağı anlamına gelir; bu da bir zaman dilimi demektir. Her şey yolunda giderse ve saha ticari olarak uygulanabilir olduğunu kanıtlarsa, doğal gaz üretimi ancak 2035 yılında başlayabilir. Bu arada, bir alıcı bulunursa ve en az 15-20 yıllık sözleşmeler imzalanırsa, Exxon Mobil nihai yatırım kararını verebilir ve saha geliştirme projesine başlayabilir;...

Mavi Vatan Doktrini: Türkiye ve KKTC İçin Önemi

KKTC ve Türkiye, deniz yetki alanlarında haklarını korumak ve jeopolitik çıkarlarını güvence altına almak amacıyla “Mavi Vatan Doktrini”ni uygulamaya koymuştur. Bu doktrin, Türkiye’nin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını uluslararası hukuka uygun şekilde belirleme, koruma ve savunma prensibini temel alır. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye ve KKTC’yi denklemin dışına itme çabalarına rağmen, Türkiye gerek diplomasi yoluyla gerekse askeri caydırıcılıkla bölgedeki meşru haklarını muhafaza etmeye devam etmektedir. Mavi Vatan Doktrini’nin kökenleri, Osmanlı Devleti’nin denizcilik politikalarına kadar uzanmaktadır. Osmanlı, Akdeniz’deki hâkimiyetini Barbaros Hayreddin Paşa gibi denizcilerle güçlendirmiş ve bölgedeki ticaret yollarını kontrol etmiştir. Cumhuriyet döneminde ise denizcilik, stratejik bir unsur olarak değerlendirilmiş ancak 20. yüzyılın büyük bir bölümünde kara odaklı bir savunma anlayışı benimsenmiştir. 2000’li yıllardan itibaren Türkiye’...

Yunanistan Ege'de karasularını 12 mile çıkarmayı planladıklarını açıkladı.

Yunanistan, BMDHS’ne atıfta bulunarak, karasularını 12 mile çıkartmak istemektedir. BMDHS’nin 3’üncü, 70, 122, 123 ve 300’üncü maddeleri gereğince, Yunanistan tek taraflı olarak karasularını 12 mile genişletemez. Ege'nin statüsü Lonzan'da belirlendi. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 3. maddesi, karasularının azami genişliğini 12 mil olarak belirler. 12 mil, her durumda geçerli genel ve tek tip bir kural değildir. 3. madde, karasularının 12 mil olduğunu değil, coğrafi ve hukuki olarak mümkünse 12 mile kadar genişletilebileceğini belirtir. (Ege Denizi'nin Adlandırılması ve Coğrafi Tanımı; Ege Denizi, Anadolu ile Yunan yarımadası arasında yer alan, yaklaşık 3.000 ada ve çeşitli büyüklükteki ada benzeri kara parçalarını kapsayan yarı kapalı bir denizdir.) 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 123. maddesi, "genel kuralların yarı kapalı bir denizde uygulanamayacağını" ve 300. maddesi ise "iki kıyı devletinin bulunduğu bir denizde karasularının...

ABD'nin gerçekten Venezuela petrolüne ihtiyacı var mı?

Venezuela'nın Ağır Petrollerinin İyileştirilmesi Neden Gerekli.. Venezuela, 300 milyar varilden fazla kullanılabilir rezerviyle dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip; hatta Suudi Arabistan'dan bile daha fazla. Ancak petrol endüstrisi, yatırım ve teknik uzmanlık eksikliği nedeniyle bu potansiyeli gerçekleştirmekte zorlanıyor. Venezuela'nın dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olduğu söylense de, bu rezervlerin %86'sı işlenmesi zor ve pahalı olan katran kumlarından (ağır petrol, 16 API (American Petroleum Institute - Amerikan Petrol Enstitüsü - Petrol ve doğalgaz için tüm otoriteleri temsil eden bir ticaret birliğidir.)oluşuyor.  Venezuela petrolü aynı anda hem "iyi" hem de "sorunlu": Ülke, dünyanın en büyük ham petrol rezervlerinden bazılarına sahip, ancak bu kaynağın çoğu çok ağır, üretimi ve rafine edilmesi teknik olarak zor ve sektör yetersiz yatırım, kalite tutarsızlığı ve jeopolitik nedenlerle sekteye uğramış durumda. Ven...

Doğu Akdeniz'in Jeopolitik Satranç Tahtası

Image
Doğu Akdeniz, zengin hidrokarbon kaynakları ve karmaşık deniz sınır anlaşmazlıkları nedeniyle oldukça çekişmeli bir bölge haline gelmiştir. Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan ve Mısır gibi kıyı ülkeleri, dış güçlerin ve stratejik çıkarların da dahil olmasıyla daha da kötüleşen münhasır ekonomik bölgeleri (MEB) konusunda kapsamlı müzakereler yürütmüştür. Anlaşmazlıklar genellikle, özellikle adaların dahil edilmesiyle deniz bölgelerinin sınırlandırılması etrafında yoğunlaşmaktadır; zira adaların sınır müzakerelerine dahil edilmesi meseleleri karmaşıklaştırmaktadır.  Önemli doğalgaz rezervlerinin keşfi, gerilimleri artırarak jeopolitik rekabeti körüklemiş ve bölgesel ittifakları değiştirmiştir. Bu makalem, bölgedeki tarihi ve güncel gelişmeleri, kilit aktörleri, rekabet eden iddialarını ve bu deniz anlaşmazlıklarının daha geniş jeopolitik etkilerini incelemektedir. Bu sorunların bölgesel devletler arasındaki ilişkileri nasıl etkilediğini ve Doğu Akdeniz'deki enerji manzarasını nasıl şekillen...

İsrail-Mısır Doğalgaz Anlaşması ve Türkiye'nin Avrupa Gaz Arz Haritasındaki Değişen Yeri.

Image
İsrail ve Mısır arasında 2040 yılına kadar yaklaşık 130 milyar metreküpü kapsayan uzun vadeli doğalgaz anlaşması, Doğu Akdeniz'in enerji dinamiklerini başlangıçta tahmin edilenden daha temel bir şekilde yeniden şekillendirmiş gibi görünüyor. Kahire'nin anlaşmanın "tamamen ticari" olduğunu tekrar tekrar vurgulaması dikkat çekici. Bu, anlaşmanın sembolizm veya jeopolitik uyumdan ziyade fiyat öngörülebilirliği, altyapı kullanımı ve zamanlama gibi somut ekonomik parametrelere dayandığını gösteriyor. Bu bağlamda, Mısır'ın yerli gaz üretimindeki kademeli düşüş ve hızla artan iç tüketim, ülkeyi sadece bir transit ve sıvılaştırma merkezinden fiili bir bölgesel tüketim merkezine dönüştürüyor. Bu eğilim, Mısır'da giderek daha belirgin bir gaz arz açığına işaret ediyor ve İsrail gazının sadece ihracat ve LNG yeniden ihracatı için değil, aynı zamanda Mısır'ın artan iç talebini karşılamak için de stratejik önem kazandığını vurguluyor. Bu perspektiften bakıldığında, Eas...